Gelecekte bir gün Diyarbakır’ımın kültür ve turizm kenti olarak anılacağına olan inancımı her daim koruyarak, sizlere memleketim canım Diyarbakır’ımı anlatmaya devam edeceğim.
Antik çağdan günümüze kadar birçok uygarlığa ev sahipliği yapan canım Diyarbakır’ım, önemli ticaret yollarının kavşak noktasında yer almış.
Kentimiz her dönemde bölgenin yönetim, ticaret, sanat ve bilim merkezi olmuş.
Anadolu’daki coğrafi durumu göz önüne aldığınızda irili ufaklı çok sayıda nehrin varlığının göze çarptığına tanık olursunuz.
Zamanın birinde stratejik, ekonomik ve sosyal bakımdan bu nehirlerin kolaylıkla geçilmesinin sağlanması gerekmiş, bu ihtiyaç karşısında Anadolu’da gerçekleştirilen imar faaliyetlerinde köprü yapımına büyük önem verilmiş.
Anadolu’nun en eski köprüleri Diyarbakır’da karşımıza çıkmaktadır. Diyarbakır köprülerinde işlevsellik ön plandadır. Bu nedenle oldukça sade yapılmış Diyarbakır köprülerinin, diğer bölgelerde bulunan köprülerdeki gibi, üstlerinde bitkisel, geometrik ve figür süslemeleri ağırlıklı olarak göremezsiniz.
Bugün de Diyarbakır-Silvan yolu üzeri, Mardin Kapı’nın 3 km batısında yer alan On Gözlü Köprü’ye gideceğiz. Köprümüz meşhur Kırklar Dağı eteğinde Dicle Nehri üzerine kurulmuş.
On Gözlü Köprü, namı diğer Dicle Köprüsü olarak da bilinen köprünün ilk yapım tarihi ile ilgili çeşitli görüşler vardır.
Fransız mimar ve arkeolog Albert Gabriel’e göre köprü Antik Çağ eseridir. Kaynaklarda 515 yılında 1. Anastasias döneminde yapılan köprünün, 742-743 yıllarında Emevi Halifesi Hişam’ın onarıldığı, 947 yılında savaş esnasında Roma İmparatorluğu tarafından yıkıldığı göze çarpar.
Aslında köprümüz ile ilgili en sağlam bilgi üzerindeki kitabede yer alır. 1065-1067 yıllarında Mervanoğulları’ndan Nizamüddin Nasr döneminde yapılmış 10 gözden meydana gelen köprünün kitabesinde, kesme bazalt ve moloz taşından inşa edildiği yazılıdır.
178 metre uzunluğunda 5.6 metre genişliğindeki köprümüzün, en büyük kemer açıklığı 14.7 metredir.
Köprünün ortasındaki üç gözün üstü dar, batı tarafındaki 5 gözün döşemesinin ise daha geniş olduğu görülür. Köprü ayağındaki kemerler sivil formdadır. Köprünün korkuluklarının ise yan yana dizilerek bağlanmış, üçgen çatı şekilli taşlar ile örüldüğü dikkatinizi çekecek.
Kitabe, yapının güney bölümünün batı kısmındaki ilk üç gözün arasında yer alır. Beyaz taş üzerine çiçekli küfi ile yazılan kitabede, satırlar arasında işlenen süslemeler dikkat çekicidir.
Kitabe ile aynı hizada sağa dönük bir aslan kabartması vardır. Tarihte aslan kabartması gücü ve namusu sembolize eder. Onun içindir ki, Diyarbakır’ımın gücünü hafife alanlar hep yanılmış. Bugün de yanılacak ve Diyarbakır’ım er ya da geç huzura kavuşacak. Akbabaların da hevesleri kursaklarında kalacak.